KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU’NDA Kİ DEĞİŞİKLİĞİN GETİRDİKLERİ

26.04.2016 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak  yürürlüğe giren 6704 sayılı (torba) yasası ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90, 92, 97 ve 99. Maddelerinde önemli değişiklikler yapılmıştır.

Genel olarak yapılan değişikliklerle tazminat hukukunda, tazminatın belirlenmesinde usul ve esasları önemli ölçüde değiştirmiştir. Diğer taraftan zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe teminatı kapsamı dışında tutulan hususlar genişletilmiştir. Değişiklik yapılan maddeleri o maddenin başlığı adı altında inceledik .

 

Maddi ve manevi tazminat

 

Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.)

Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.

Gerekçesi

Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası motorlu araç işletilmesinden kaynaklanan hukuki sorumluluk rizikosu için borçlar hukuku hükümlerinden ayrı olarak yaptırılan bir sorumluluk sigortasıdır. Motorlu araç işletilmesi ve bu faaliyete bağlı olarak yaptırılan zorunlu sorumluluk sigortasının genel hükümlerden ayrı olarak özel esaslarla düzenlenmesi dikkate alınarak bu sigorta kapsamındaki tazminatlara uygulanacak kurallar öncelikle söz konusu özel esaslara bırakılmış, özel esaslarda kural bulunmayan durumlarda genel esasların uygulanacağı açıklığa kavuşturulmuştur.

Eski Metni

(Maddi ve manevi tazminat:

Madde 90 – Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.)

      

Maddenin eski metninde maddi ve manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin esaslar yönünden Borçlar Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin hükümlere atıf yapılmasına rağmen yeni düzenlemede zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatların belirlenmesinde, öncelikle Karayolu Trafik Kanunu ve genel şartlarda ki usul ve esaslar uygulanacaktır. Kanun da ve genel şartlarda hüküm  bulunmayan hususlarda Türk Borçlar Kanunu haksız fiillere ilişkin hükümler uygulanacaktır.

Tazminatların belirlenmesinde genel şartlara atıf yapılmasında kanun koyucunun kanaatimce  amacı tazminatın hesaplanmasında oluşacak tereddütleri azami ölçüde genel şartlar ile düzenlemek ve çıkabilecek sorunları ise kanunun değiştirilmesinde ki zorluklar nedeniyle genel şartlar ile daha kolay ve pratik bir şekilde çözmektir.

Özetlemek gerekir ise trafik kazası nedeniyle doğan zararların ZMSS tarafından karşılanacak tazminat miktarlarını belirlerken;

  1. Öncelikle Karayolu Trafik Kanunun da ki hükümler,
  2. Genel şartlarda ki hükümler,
  3. KTK ve genel şartlarda olmayan hükümler yönünden TBK hükümleri

Uygulanacaktır. Tazminatın hesaplanmasında ki esasların kanunda düzenleme yapmak varken genel şartlara atıf yapılması, Hazine müsteşarlığının genel şartlar ile rahatlıkla tazminatı belirleyen esaslar üzerinde düzenleme yapabilmesi kişilerin kanuni güvenceden yoksun bırakacağı eleştirileri yapılabilir. Ancak önceki uygulamada atıf yapılan Borçlar Kanunu tazminat hesaplama esaslarını genel esaslar çerçevesinde düzenlemiş olması nedeniyle bu esasların belirlenmesi mahkemelere bırakılmıştır. Mahkemeler ise aktüer bilirkişilerin raporlarını yeterli denetlememesi nedeniyle birbirinden farklı hesaplamalarla adeta tazminat hesaplama esasları bilirkişilerin inisiyatifine bırakılmış durumdadır. Yaşam tablosu, destek pay esası, gelirin belirlenmesi, kadının evlenme şansı, çocukların destek yaşları ve desteklenme yaşları gibi esasların denetlenmesinin bütün yükü Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’ne bırakılmış durumdadır.

Özel durumlar ayrık olmak üzere tazminatın belirlenmesinde ki usul ve esaslar net bir şekilde ortaya konması, tazminatların  herkes tarafından rahatlıkla hesaplanmasını sağlayacak ve kanaatimce bir çok uyuşmazlık yargı önüne gelmeden çözülecektir. Sigortacı kendisine başvuran hak sahiplerinin alabileceği tazminat miktarını herkesçe bilinen kriterler ile hesaplamasını yapacak, hak sahipleri ise belirli olan esaslar çerçevesinde alabileceği tazminatın kendisine teklif edilen tazminat olduğunu gördüğü noktada dava açmaktan vazgeçecektir. Belki de böylece taraflarcar  her yıl milyonlarca liranın yargı giderleri, vekalet ücretleri ve faiz giderleri ödemesi önlenecektir.

 

Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar

 

Madde 92 – Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.

a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,

b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı

kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,

c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,

d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında

yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,

e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,

f) Manevi tazminata ilişkin talepler.

g) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,

h) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,

i) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.

Gerekçesi

Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası bir sorumluluk sigortasıdır. Bu sigortada araç işletenin sorumluluğu güvenceye alınmakta, zarar görenlere genel hükümler yanında özel kurallara bağlı olarak sigorta güvencesi sunulmaktadır. Söz konusu sigorta işletenin sorumluluğunu konu almakta olup, işletenin sorumluluğunun varlığına bağlı olarak güvence sunmaktadır. Uygulamada zorunlu sorumluluk sigortasının açıklanan içeriğinde görülen tereddütlerin izalesi amacıyla teminat kapsamı dışında kalan haller açıklığa kavuşturulmaktadır.

Eski Metin

(Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar:

Madde 92 – Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.

a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,

b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,

c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,

d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,

e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,

f) Manevi tazminata ilişkin talepler.)

 

Bu maddeye eklenen (g), (h) ve (i)  fıkraları ile zorunlu mali sorumluluk sigortası teminat kapsamı dışında kalan haller genişletilmiştir. Eklenen fıkralar:

 

g) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,

h) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,

i) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.

 

Maddeye eklenen (g) fıkrası ile “Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri” ni ZMSS poliçe teminatı kapsamı dışında tutmuştur.  Maddede adı geçen “hak sahipleri” sigortalı aracın kusurlu hareketi nedeniyle zarar gören üçüncü kişilerdir. İşte zarar gören üçüncü kişiler zararın ortaya çıkmasında kendi kusurları varsa, kendi kusurları oranında ZMSS dan tazminat talep edemeyeceklerdir.  Örneğin sigortalı araç sürücüsü %70, zarar gören araç sürücünün kusuru %30 ise hak sahibi sürücü ancak zararının %70’ni poliçe limiti kapsamında ZMSS dan talep edebilecektir. %30 luk kısmı talep etmesi mümkün değildir.  Ancak gerek sigortalı araç içinde ki yolcu gerekse karşı araçta ki yolcuların zarar görmesi durumunda yolcuya kusur atfedilemeyeceği için müteselsil sorumluluk gereği zararının tamamını poliçe limiti kapsamında ZMSS dan talep edebilecektir. Ancak yolcuların müterafik kusuru varsa, yada hatır taşıması gibi durumlar varsa hakim tarafından TBK 51 ve 52. maddeleri gereği tazminattan belli bir oranda indirim yapılacaktır.  

 

Eklenen (h) fıkrasında “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ZMSS poliçe teminat kapsamı dışında tutulmuştur. Sigortalının trafik kazası sonucu üçüncü kişilere verdiği zararın riskini üstlenen zorunlu mali sorumluluk sigortası sigortalısının sorumlu olmadığı durumlarda sigortacıda sorumlu olmayacaktır. Örneğin sigortalının kusursuz olması, kazanın mücbir sebepten kaynaklanmış olması durumunda sigortalı zarar gören üçüncü şahıslara karşı nasıl sorumlu değilse sigortacıda doğan zararlardan sorumlu olmayacaktır. Sürücü desteğin kendi kusuruyla oluşan trafik kazasında ölmesi nedeniyle desteğinden yoksun kalanlar, sigortalı desteğine nasıl tazminat başvurusunda bulunamayacaklarsa sigortacıya da başvuramayacaklardır. Nitekim gerekçede de buna vurgu yapılarak sigortacının getirdiği güvencenin sigortalının tazminat ödeme riski olduğu, sigortalının böyle bir riski yoksa sigortacıda sigortalıda olmayan riski üstlenmek durumunda kalmayacaktır.

 

Eklenen (i) fıkrasında “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler”   ifadesi ile genel şartlarda sigorta teminatı dışında sayılan haller kanun kapsamında zorunlu mali sorumluluk sigortası teminat kapsamı dışında sayılmıştır.

 

01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartlar A.6. maddesinde;

 

Teminat Dışında Kalan Haller

 

a)  İşletilme halinde olmayan araçların sebep olacağı zararlar,

b) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,

c) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,

ç) Sigortalının, eşinin, sigortalının usul ve fürunun, sigortalıya evlat edinme ilişkisiyle bağlı olanların, sigortalının birlikte yaşadığı kardeşlerinin, mallarına gelen zararlar sebebiyle ileri sürebilecekleri talepler,

d) Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri,

e) Zarar görenlerin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında sigortalı araçta veya bu araç vasıtasıyla çekilen römorkta/yarı römorkta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlardan dolayı sigortalıya karşı ileri sürülecek talepler,

f) Manevi tazminat talepleri,

g) Sigortalının, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,

ğ) Sigortalının aracına veya bu araç vasıtasıyla çekilen römorklara ve yarı römorklara veya çekilen araçlara gelecek zararlar nedeniyle ileri sürülecek talepler,

h) Çalınan veya gasp edilen araçların sebep oldukları ve Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalının sorumlu olmadığı zararlar, aracın çalındığını veya gasp edildiğini bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürülecek talepler ile çalan ve gasp eden kişilerin talepleri,

ı) Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar,

i) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemlerinde ve bu eylemlerden doğan sabotajda kullanılan araçların neden olduğu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalının sorumlu olmadığı zararlar ile aracın terör eylemlerinde kullanıldığını veya kullanılacağını bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürecekleri talepler, aracı terör ve buna bağlı sabotaj eylemlerinde kullanan kişilerin talepleri,

j) Motorlu araç kazalarından dolayı toprak, yeraltı suları, iç sular, deniz ve havanın kirlenmesi ya da kirlenme tehlikesi nedeniyle temizleme, toplanan atıkların taşınması ve bertarafı masrafları ile biyolojik çeşitlilik, canlı kaynaklar ve doğal yaşama verilen zararlar nedeniyle bozulan çevrenin yeniden oluşturulması ile ilgili çevresel zararlardan ileri gelen talepler,

k) Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri,

l) İlgili mevzuatla genel hükümlere tâbi kılınan talepler,

m) 2918 sayılı Kanunun 104 üncü ve 105 inci maddelerinde düzenlenen sorumluluklar (Bu  maddeler kapsamına dahil durumlar bu amaçla yaptırılan zorunlu mali sorumluluk sigortasına tâbidir.),

n) Cezai kovuşturmadan doğan tüm giderler ile idari ve adli para cezaları,

o) Bu Genel Şart ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.

Sigortacının bu maddenin birinci paragrafının (d) bendi kapsamında olmasına rağmen ilgililere yaptığı tazminat ödemeleri için sigortalının terekesine ve tereke borçlusu olan mirasçılarına sigortalının kusuru oranında ve ilgili mevzuat dâhilinde müracaat hakkı saklıdır.

 

Şeklinde sayılmıştır. Genel şartlarda sigorta teminatı dışında sayılan hallerden b, c fıkraları ile d fıkrasının ilk cümlesi KTK  92. Maddesine eklenmiştir.   Kanunda olmayıp genel şartlara yapılan atıf ile sigorta teminat kapsamı dışında tutulan en önemli değişiklik d fıkrasıdır. Bu fıkrada Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri”  ifadesi ile hak sahipleri sigortalının sorumluluğunda olmayan bir başka anlatımla sigortalıya başvuramadığı tazminat taleplerini sigortacıya karşıda başvuramayacaktır. Ayrıca sigortalının sorumluluğu kapsamında olmakla birlikte hak sahibinin desteğinin kusuru varsa bu oranda sigortacıya tazminat talebinde bulunamayacaktır.

Örneğin desteğin sürücü olduğu aracın karıştığı trafik kazasında sürücü desteğin ölmesi durumunda bu sürücünün desteğinden yoksun kalanlar  zorunlu sigortaya destek tazminatı talebinde bulunamayacaklardır. Daha somutlaştırmak gerekir ise baba, anne, eş veya çocuğunun sürücüsü olduğu araç ile yaptığı trafik kazası sonucu ölmüş ise bu kişinin desteğinden yoksun kalanlar desteğinin kullandığı araç ZMSS na başvuramayacaklardır. Yani artık mirasçılar sürücü desteklerinin tek taraflı trafik kazalarında ölmesi yada çift taralı trafik kazalarında kendi desteğinin kusuruna isabet eden kısım için desteğinin sürücüsü olduğu araç ZMSS’na karşısında üçüncü kişi konumunda sayılamayacaktır.

Ayrıca, destekten yoksun kalan hak sahipleri çift taraflı trafik kazasında kendi desteklerinin kusuruna denk gelen tazminat taleplerini nasıl sigortalıya karşı başvuramıyorsa sigorta şirketine karşıda talepte bulunamayacaktır. Örneğin A ve B sürücülerinin karıştığı trafik kazasında B ölmüş ise B nin desteğinden yoksun kalanlar kendi destekleri yani B nin kusuruna denk gelen tazminat taleplerini A nın ZMSS dan talep edemeyeceklerdir.

 

Doğrudan doğruya talep ve dava hakkı

 

Madde 97 – (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.)

Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.

Eski Metin

(Doğrudan doğruya talep ve dava hakkı:

Madde 97 – Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir.)

 

Trafik kazası sonucu zarar gören üçüncü kişinin zarar veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına dava açabilme şartlarını düzenleyen Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. Maddesi 26.04.2016 tarihinde 6704 sayılı kanun ile yapılan değişiklik ile yeniden düzenlenmiştir. KTK 97. Maddesinde "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." İfadesi ile Kanun koyucu trafik kazası sonucu zarar görenlerin zorunlu sigortacıya karşı dava açmadan önce sigortacı ile uzlaşma aramasını istemiştir. Sigortacı ile zarar görenin arasında bir uzlaşma olmaması durumunda sigortacıya dava açabileceği belirtilmiştir. Bir başka anlatımla zarar gören üçüncü kişinin sigortacıya dava açabilmesi için sigortacı ile aralarında bir uyuşmazlık çıkması şartına bağlamıştır. Uyuşmazlığın nasıl oluşacağını da maddede ayrıntılı düzenlemiştir. Buna göre;

  1. Zarar gören sigortacıya zararlarının karşılanması için yazılı başvuruda bulunması,
  2. Sigortacıya yazılı başvuruda bulunduktan sonra (Sigortacıya tebliğ olduktan sonra) 15 gün içinde cevap verilmemesi,
  3. Sigortacı tarafından cevap verilmiş olmasına rağmen zarar görenin talebini karşılamaması,

durumunda sigortacı ile zarar gören arasında uyuşmazlık oluşacak ve zarar gören sigortacıya karşı dava açabilecektir.

KTK 97. Maddesinde "dava yoluna gitmeden önce"  ifadesi ile dava açılmadan önce sigortacıya başvuru yapılması ve 15 günlük uzlaşma süresinin beklenmesi gerektiğini açıkça göstermiştir. "Uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir" düzenlemesi ile de maddede belirtilen yazılı başvuru ve 15 gün içinde cevap verilmemesi yada verilen cevabın talebi karşılamaması durumda zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkacağı ve ancak bu halde dava açabileceği açıkça ifade edilmiştir.

KTK 97. Maddesinde ki düzenlemenin  bir dava şartı olduğu tartışmasızdır. Bu düzenlemede ki dava şartının dava açılmadan yerine getirilmesi gereken bir dava şart mı yoksa dava açıldıktan sonra yerine getirilebilir bir dava şartımı konusu incelemekte fayda bulunmaktadır.

KTK 97. Maddesinde ki  dava şartı dava açıldıktan sonra yerine getirilebilir bir dava şatımıdır? Bir başka anlatımla dava açıldıktan sonra zarar gören sigortacıya yazılı başvuruda bulunmuş olsa ve 15 gün içinde sigortacı tarafından cevap vermemiş olması yada sigortacının verdiği cevap zarar görenin talebini karşılamamış olması durumunda dava şartı yerine gelmiş olur mu? Buna cevap verebilmek için öncelikle kanun koyucuyu bu maddenin değiştirilmesine iten nedenleri ve kanun koyucunun amacının iyi tespit etmek gerekir.  Bu tespiti sağlıklı yapabilmek için de şu soruya makul ve yerinde bir cevap verilmelidir. Kanun koyucu KTK 97. Maddesinde yaptığı değişiklikle dava açıldıktan sonra sigortacıya yazılı başvuru yapılması durumunda da dava şartı yerine geleceğini arzu etmiş olsa maddede böyle bir değişiklik yapmasına gerek var mıdır?

Bu soruya doğru bir cevap verebilmek için maddenin değişmeden önceki uygulaması ile maddenin getirdiklerini karşılaştırmakta fayda bulunmaktadır. Önceki uygulamada zarar gören üçüncü kişiler sigortacıya herhangi bir başvuru yapmaksızın doğrudan doğruya dava açabilmekteydiler. Dava açılması ile birlikte zarar görenin taleplerini içeren dava dilekçesi ve ekleri davalı sigortacıya tebliğ edilmektedir. Bir başka deyişle sigortacı dava dilekçesinin kendisine tebliğ tarihi itibarı ile zarar görenin taleplerinden ve dilekçe ekinde delillerinden haberdar olmaktaydı. Yani dava dilekçesinin tebliği bir noktada mahkeme eliyle sigortacıya yazılı başvuru niteliğindeydi. Böyle bir durum varken kanun koyucu KTK 97. Maddesinde neden değişikliğe giderek dava açılmadan önce sigortacıya başvurma zorunluluğu getirdi? Kanun koyucu abesle iştigal etmeyeceğine göre kanun koyucunun dava açılmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılmasını istemesinde bir amacı olduğu muhakkaktır.

Maalesef ülkemizde binlerce trafik kazası olmakta bu kaza neticesi binlerce kişi ölmekte ve sakat kalmaktadır. Zorunlu mali sorumluluk sigortaları ise işletenin araçlarının karayolunda üçüncü kişilere vereceği  riskleri KTK 91. Maddesi gereği üstlenmektedir. Bu nedenle sigorta şirketine hiç başvurulmadan binlerce dava açılmakta bu davalar kanun yolu (istinaf ve temyiz) aşamaları  düşünüldüğünde yıllarca sürmektedir. Zarar gören alacağına yıllar sonra kavuşmaktadır. Diğer yönüyle bu davalar nedeniyle taraflar çok büyük meblağlarda yargılama giderleri ödemektedirler.

Kanun koyucu KTK 97. Maddesinde ki değişikle zarar gören kişilerin sigortacıya başvuru zorunluluğu getirmekle dava açılmadan, zarar gören üçüncü kişiler ile işletenin riskini üstlenen ZMSS arasında bir anlaşma ve uzlaşma zemini oluşturmak böylece yargının dava yükünü azaltmak istemiştir. Kanun koyucunun bu amacını Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. Maddesi ile getirilen "Uzlaşma" , İş Mahkemeleri Kanunu 3. Maddesi ile 25 Ekim 2017 tarihi itibarı ile yürürlüğe giren "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" yine aynı kanunla 4. Maddesinde getirilen " Sosyal Güvenlik Kurumuna Başvuru Zorunluluğu", 26.06.2012 tarihinde yayımı ile yürürlüğe giren " Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu" ile tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde getirilen arabuluculuk yolu, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 68. Maddesi ile getirilen değeri dört bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, altı bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise dört bin Türk Lirası ile altı bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunluluğu, gibi düzenlemelerde görmek mümkündür.

Kanun koyucunun bu amacı göz ardı edilerek, kanun koyucunun amacını aşan hatta kanun maddesi uygulanmaz hale getiren bir yorumun  doğru olmadığını düşünmekteyim. 

TMK 1.maddesinde belirtildiği üzere "Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır."  Kanunun yorumunda, kanun metninin anlam ve ruhu-özü önemlidir. Bu ruh, kanun kuralının izlediği gayeden çıkarılır. Buna gai ( amaçsal ) yorum ve kanun kuralının amacına göre yorum denir. Bir kanun hükmünün kanuna konuluş amacına aykırı bir sonuç doğuracak şekilde yorumlanması hukuk ilkelerine ve kanunun hem sözü ile hem de özü ile uygulanmasını öngören TMK.nun 1.maddesine uygun düşmez.(T.C.YARGITAY HUKUK GENEL KURULU, E. 2004/4-40, K. 2004/113, T. 25.2.2004 Karar)

Maddenin lafzi yorumundan zarar gören üçüncü kişinin sigortacıya karşı dava açmadan önce  sigortacıya yazılı başvuru yaparak, sigortacının 15 gün içinde cevap vermemesi veya verdiği cevabın zarar görenin talebini karşılamaması böylece taraflar arasında bir uyuşmazlık çıkması şartını aradığı açıkça söyleyebiliriz.  Amaçsal yorum yaptığımızda da yukarıda ifade ettiğimiz gibi sonuç değişmeyecektir. O zaman maddenin lafzına ve amacına aykırı yorumla maddeye yeni bir ihdas yapmak yargının görevi olmadığını düşünüyorum.

Nitekim benzer bir düzenleme İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. Maddesinde bulunmaktadır. Bu maddede "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." İfadesi ile idarenin bir eylemi nedeniyle idare mahkemesine tam yargı davası açılmadan önce idareye başvurulması ve idarenin başvuruyu reddetmesi yada 60 gün içinde cevap vermemesi halinde dava açabileceği belirtilmiştir. Uygulamada Danıştay kararları ile idareye başvurulmadan idarenin bir eylemi nedeniyle idare mahkemesine tam yargı davası açılmış ise idare mahkemesi dava açılmadan önce idareye başvuru yapılmadığı gerekçesi ile davanın esasını kapatarak dava dilekçesini ilgili idareye göndermektedir. İdare ilgilinin isteğini kabul etmemesi durumunda ilgili yeni bir dava dilekçesi ve yeniden harç ödeyerek tam yargı davasını açabilmektedir.

İdarenin bir eylemi nedeniyle zarar gördüğünü iddia eden kişi idareye belirtilen sürelerde başvurmadan idare mahkemesine dava açmış idare mahkemesi başvuru şartını gözden kaçırmış ise Danıştay "dava açılmadan önce ilgili idareye başvurunun yapılmamış olması nedeniyle dava dilekçesinin idareye gönderilmesi şeklinde karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile kararı bozmaktadır.

Danıştay 15. Dairesi 18.09.2018 Tarih 2014/2482 Esas, 2018/6246 Karar sayılı ilamında "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer alıp, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi.." şeklinde karar vermiştir. Bu şablon karar Danıştay'ın tüm dairelerince benimsendiği görülmektedir.  Bu uygulamadan da anlaşıldığı üzere  Danıştay İYUK 13. Maddesinde belirtilen dava şartını dava açmadan önce gerçekleşmesi gereken bir dava ön şartı olarak görmüştür. Bir başka anlatımla idareye başvurulup süreler beklenmeden açılan davada nasıl olsa davayı açtın idareye başvur biz sonucunu bekleyelim ona göre davayı yönlendirelim dememiştir.

Sonuç itibarı ile; KTK 97. Maddesi dava açılmadan yerine getirilmesi gereken bir dava  ön şartını düzenlemektedir.   Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. Maddesinde dava şartları sayılmış ve 114/2 maddesinde  “Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.” İfadesi ile diğer kanunlarla da dava şartının konulabileceği kabul edilmiştir. KTK 97. maddesinde ki bu dava şartı  HMK 114. maddesinde sayılan dava şartlarına göre daha özel bir dava şartıdır. Madem HMK 114/2 maddesinde diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı tutulmuş ise KTK 97. maddesinde ki özel hükümlerde dava açılmadan önce sigortacıya başvuru ve 15 günlük uzlaşma süresi beklenecek ve uyuşmazlık çıkması durumunda dava şartı yerine gelmiş olacaktır. Maddede belirtilen bu dava şartı gerçekleşmemesi durumunda HMK 115/2 maddesi gereği dava şartı yokluğundan usulden davanın reddi gerekecektir.

Henüz Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin bu konuda verdiği bir karar bulunmamaktadır.

 

 

Tazminat ve giderlerin ödenmesi

 

Madde 99 – Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Ödemeyi yapan sigortacı,ödenen miktarın sorumluluk oranlarında paylaşılmasını diğer sigortacılardan yazılı olarak talep eder. Diğer sigortacılar talep tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde kendilerine düşen miktarı talepte bulunana öder. Bu madde hükmüne uymayan sigortacılar, 108 000 000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar.

Gerekçesi

Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasında dikkate alınan belgeler anılan sigorta kapsamındaki tazminatların gerektirdiği değerlendirme sürecine ve içeriğine göre çeşitlilik arz etmektedir. Mevcut hükümde çok sınırlı olarak yer alan belge düzeninin değişen şartlara uyumlaştırılması için düzenleme yapılmıştır.

Eski Metin

(Tazminat ve giderlerin ödenmesi:

Madde 99 – Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.

Ödemeyi yapan sigortacı, ödenen miktarın sorumluluk oranlarında paylaşılmasını diğer sigortacılardan yazılı olarak talep eder. Diğer sigortacılar talep tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde kendilerine düşen miktarı talepte bulunana öder.

(Değişik: 21/5/1997 - 4262/4 md.) Bu madde hükmüne uymayan sigortacılar, 108 000 000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar.)

 

 

Maddenin metnine  “zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri” cümlesi eklenmiştir. Bu ekleme ile birlikte hak sahiplerinin sigortacıya genel şartlarının “Tazminat Ve Giderlerin Ödenmesi” başlıklı B.2. maddesinin 2.1. fıkrasın da:

“Sigortacı; hak sahibinin, kaza veya zararın tespit edilebilmesi için bu genel şartlar ekinde yer alan gerekli tüm belgeleri sigortacının merkez veya şubelerinden birine ilettiği tarihten itibaren sekiz işgünü içinde tazminatı hak sahibine öder. “  ifadesinden anlaşıldığı üzere genel şartlara aynı tarihte eklenen  (Ek 6) da belirtilen belgelerin zarar gören tarafından sigortacıya ibraz edileceği düzenlenmiştir.

Bu belgeler ise şu şekilde sıralanmıştır.

•          30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu.

•          Hak sahibi gerçek kişiler için: T.C Kimlik No.

•          Kaza raporu.

•          Mağdura ait son 3 aylık döneme ilişkin ücret belgesi.

•          Hak sahibine ait banka hesap bilgileri.

SONUÇ OLARAK;

2918 SAYILI Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. Maddesindeki değişiklikle tazminat hesaplama usul ve esasları daha önce Borçlar Kanunu’nun haksız fiillerin düzenlendiği hükümlere atıf yapılırken yapılan yenilikte KTK ve genel şartlarda ki hükümlerin öncelikle uygulanacağı burada olmayan hükümler yönünden Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillerle ilgili hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

KTK 92. Maddesinde ki değişiklik de ise maddeye g,h ve i fıkraları ile Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri ve  bu KTK çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan taleplerzorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe teminatı kapsamı dışında tutulmuştur.

KTK 97. Maddesinde ki değişiklikte hak sahipleri daha önce doğrudan ZMSS aleyhine dava açabilirken yeni düzenleme ile ZMSS belirtilen belgeler ile yazılı başvuru ve 15 günlük bekleme süresi öngörülmüş ve bu süre içinde cevap verilmez yada verilen cevap hak sahibini tatmin etmez ise dava açabilecek yada tahkime başvurabilecektir.

KTK 99. Maddesinde ki değişiklikte ise zorunlu sigortacının temerrüde düşmesi yeniden düzenlenerek genel şartlarda belirtilen belgelerin sunulması ile 8 günlük sürenin başlayacağı düzenlenmiştir.

Bu değişiklik genel olarak değerlendirildiğinde zorunlu mali sorumluluk sigortacının sorumluluk alanını daralttığı, tazminat hesaplama usul ve esaslarını genel şartlarda ki hükümlere bağladığı doğrudan dava imkanını kaldırılarak sigortacıya başvuruyu dava ön şartı olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır.  

01.05.2016

Hüseyin Tuztaş

(Yargıtay Genel Kurul Üyesi)

on 01 Mayıs 2016
Gösterim: 14191

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.

Yukarı Kaydır