Müteselsil sorumluluk

 T.C.

YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

ESAS NO : 2013/17-2441
KARAR NO : 2015/1541

Y A R G I T A Y  İ L A M I

Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 30.12.2011 gün ve 2009/682 E.- 2011/603 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 06.11.2012 gün ve 2012/2173 E.-2012/12137 K. sayılı ilamı ile;
(...Davacılar vekili asıl ve birleşen dava ile davalı taraflara zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücülerinin kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada desteklerinin öldüğünü açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak her bir davalıdan ayrı ayrı poliçe limit olan 80.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketleri vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; asıl davanın kabulü ile, davacı dilek için 50.000 TL, Beyza için 30.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının 13.12.2007 den işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, birleştirilen davanın kabulü ile, davacı Dilek için 60.000 TL, Beyza için 20.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının 30.3.2011 den işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı sigorta şirketleri vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Kaza sonucu davacıların murisi Vedat Kocacık ölmüştür. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “sigortanın kapsamı” başlıklı A.1. maddesi uyarınca, Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Ölü sayısı tek olduğu için davacıların talep edebileceği azami ZMSS poliçe limiti kaza tarihi itibariyle 80.000 TL olduğu nazara alınarak davalıların sorumluluğuna hükmetmek gerekirken aksi düşünce ile her bir davalı yönünden ayrı ayrı 80.000'er TL.lik limit kabul edilmesi isabetli değildir.
3-Davalı HDİ sigorta vekili tarafından hatır taşıması savunması yapılmış olmasına rağmen bu konuda olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmaması doğru değildir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece hatır taşıması savunmasının değerlendirilmesine yönelik (3) nolu bozma gerekçesine uyulmuş, (2) nolu bozma gerekçesi yönünden ise önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDENLER : Davalılar vekilleri

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Asıl ve birleşen dava, trafik kazası yapan araçların zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesini tanzim eden sigorta şirketlerinden destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, her ne kadar asıl davanın davalısı HDI Sigorta AŞ’nin sigortaladığı kamyon sürücüsünün kusursuz olduğu Adli Tıp raporunda belirtilmiş ise de, aynı raporda kamyondan dökülen mazotun kazanın oluşumunda % 90 etkili olduğunun saptandığı, sigortalı kamyonun şoförü kusursuz ise de, kamyondan dökülen mazot ikinci kazaya % 90 oranında etken olduğundan ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85.maddesi uyarınca motorlu aracın neden olduğu zararlardan işleten sorumlu bulunduğundan aracı sigorta eden davalı HDI Sigorta AŞ’nin de zarardan sorumlu olduğu, birleşen dosya davalısı Yapı Kredi Sigorta A.Ş’nin sigortalı araç sürücüsünün % 10 kusuru nedeniyle sorumlu olduğu, gerek asıl davada gerekse birleşen davada davacıların zararının her iki sigorta şirketinin toplam limitinin üzerinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, hatır taşıması savunmasının değerlendirilmesine yönelik (3) nolu bozma gerekçesine uyulmuş; (2) nolu bozma gerekçesi yönünden ise önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalılar vekilleri getirmiştir.
I-) Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; birden fazla aracın kazaya nedeni olduğu olayda, her iki aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini tanzim eden sigorta şirketlerinin destekten yoksunluk tazminatından sorumlu oldukları limitin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 88. maddesi hükmü uyarınca; bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır.
İşletenlerin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları yasal bir zorunluluktur (m. 91).
Sigorta şirketinin sorumluluğuna ilişkin düzenleme ise aynı Yasanın 99. maddesinde öngörülmüş olup, madde hükmü aynen; “Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Ödemeyi yapan sigortacı, ödenen miktarın sorumluluk oranlarında paylaşılmasını diğer sigortacılardan yazılı olarak talep eder….” şeklindedir.
Sigorta şirketlerinin sorumluluğunun 2918 s. KTK’nun 88. maddesi hükmü uyarınca müteselsil sorumluluk olduğu vurgulanarak, uyuşmazlığın çözümü için bu aşamada “müteselsil borç” kavramının açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
Müteselsil borç; sözleşme veya kanun gereği birden fazla borçlunun alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduğu, diğer bir deyişle alacaklının edayı her müteselsil borçludan talep edebildiği ve edanın tamamen yerine getirilmesine kadar bütün borçluların sorumluluğunun devam ettiği, borçlulardan birinin borcu ödemesi halinde diğerlerinin de borçtan kurtulduğu borç ilişkisine denir.
818 s. Borçlar Kanunu 141 ve devamına göre müteselsil borçta alacaklının hakkı birden çok borçluya karşı tek bir alacaktan ibaret olmayıp, borçluların herbirine karşı ayrı ayrı yönelen ve birbiriyle yarışan birden çok alacaktan ibarettir. Alacaklı her alacak üzerinde (temlik veya borcun ibrası yoluyla) ayrı ayrı tasarrufta bulunabileceği gibi alacaklı tarafından yapılan ihtar da sadece ihtar yapılan borçlu açısından sonuç doğurur. Alacaklı borçluların her birinden borcun tamamının ödenmesini isteyebilir ancak borçlulardan biri tarafından yapılan ödeme borcu sona erdirir.(Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8.Baskı, s. 1152 vd).

Her borçlu iç münasebet bakımından hissesi ne olursa olsun borcun tamamını ifa etmekle yükümlüdür.
Es söyleyişle, KTK.'nun 88/1 nci maddesi uyarınca bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zararlardan dolayı, birden fazla tazminat yükümlüsü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur hükmü uyarınca trafik kazası olayı nedeniyle müteselsilen sorumluluk söz konusu olup, KTK.'nun 91 nci maddesi uyarınca işletenin mali sorumluluğunu üstlenen trafik sigortacısı da anılan hükümler uyarınca müteselsil sorumlulardan birisidir.
Bu itibarla, kazaya neden olan her iki aracın zorunlu mali sorumluluk sigortalarının ayrı ayrı poliçe limitlerinin toplamı esas alınarak, her bir sigortanın kendi sigortalısının kusuruna göre ve toplam gerçek destek zararları karşılanana kadar ayrı ayrı kendi limitlerine göre sorumlu oldukları gözetilerek hüküm kurulması gerekir.
Somut olayda davacıların talep hakları olan destekten yoksunluk tazminatı davacı eş Dilek için 227.459,45 TL, davacı Beyza için ise 64.105,08 TL olarak hesaplanmış olup, gerçek tazminat miktarının her iki sigorta şirketinin kişi başı sakatlanma ve ölüm halinde poliçe limiti olan 160.000,00 TL’nin üzerinde olduğu belirgindir.
Bu durumda, davalı sigorta şirketlerinin ayrı ayrı poliçe limitlerinin toplamı dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğine işaret eden yerel mahkeme direnme kararı yerindedir.
Hukuk Genel kurulundaki görüşmeler sırasında bir kısım üyelerce eldeki davada asıl ve birleşen davaların iki davalıya karşı ayrı ayrı açıldığı, bu nedenle müteselsil tahsil hükümleri uygulanamayacağından her bir davalının kusur oranı belirlenmek suretiyle sorumlu oldukları tazminat miktarlarının hesaplanmasının gerektiği belirtilmiş ise de, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde müteselsil tahsil talebinin bulunduğu ve davalıların kanunen müteselsil sorumlu oldukları belirtilerek çoğunluk tarafından bu görüş kabul edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekmiştir.
II-) Hatır taşıması savunmasının değerlendirilmesine yönelik (3) nolu bozma gerekçesine uyulması sonrasında verilen karara karşı davalılardan HDI Sigorta AŞ vekilinin temyiz istemine gelince;
Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429. maddesi).
Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
Somut olayda ise; Özel Daire bozma ilamında diğer bozma sebeplerinin yanı sıra, davalılardan HDİ Sigorta AŞ vekili tarafından hatır taşıması savunması yapılmış olmasına rağmen bu konuda olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamasının doğru olmadığı belirtilmiştir. Yerel mahkemece de bozmanın bu kısmına uyularak sair yönlerden kısmi direnme hükmü kurulmuş, direnmeye ilişkin temyiz istemi yukarıda (I) nolu bentte incelenmiştir.
Bozmaya uyularak olayda hatır taşımasının bulunmadığı gerekçesiyle tazminatta indirim yapılmasının gerekmediğine ilişkin olarak yerel mahkemece verilen bu yeni karar ismi geçen davalı tarafından temyiz edilmekte olup, bozmaya uyulması sonrasında verilen bu hükmün “direnme” niteliği taşımadığı, Özel Daire denetiminden geçmeyen tamamen yeni gerekçeye dayalı yeni bir hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
Hal böyle olunca; bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kurulu’na değil, Özel Daireye aittir.
Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
S O N U Ç : Yukarıda (I) nolu bentte açıklana nedenlerle asıl ve birleşen dosyalarda davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı (4.097,80 TL) harcın temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
(II) nolu bentte açıklanan nedenlerle de davalılardan HDI Sigorta AŞ vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 17.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 10.06.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

on 14 Temmuz 2016
Gösterim: 1667

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.

Yukarı Kaydır