Gündemimiz "Yargı" -1-

Yargı bir daha gündemin tam ortasında. Diyeceksiniz ki yargı ne zaman gündem dışında kaldı ki? Gerçeği söylemek gerekirse yargı aldığı kararlar ile hep gündemimizde olmuştur. Ancak bu kadar öne çıkmamıştı. Yakın geçmişimize bir göz atacak olursak 27 mayıs darbesinde  ülkenin seçilmiş başbakanı ve iki bakanı hakkında savunma hakkı bile doğru dürüst tanınmadan idam kararını veren yargıydı.

Ancak  o günlerde insanlar yargıyı değil askerleri konuşmuştu. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına karar verende yargıydı. 12 Eylül sonrası binlerce insanı kendisinin bile anlamadığı şekilde hiçbir gerekçe bile göstermeden mahkum eden, hayatlarını karartan, adeta o günün sağ, sol demeden tüm gençliği bir silindir gibi ezerek yok eden kararları veren yargıydı. Ancak o günlerde ve halende Kenan Evren konuşulmaktadır. 28 Şubat post modern darbesinde da yargı önemli kararlar vermiştir. Bununla yetinmemiş  darbecileri birbirleri ile yarış halinde katıldıkları brifinglerde ellerini patlatırcasına alkışlayanlar da onlardı.

Görüldüğü gibi yargı hayatımızın her noktasında vardı. Ülkede sıra dışı söz sahibi olmak isteyenler  yargıyı pervasızca kullanıldılar. Yargı mensupları ise nerede duracaklarını bilemeden rüzgar nereden eserse oraya buraya hep savruldular. İçlerinde gözü açık olanları ise havanın puslu olmasından faydalanarak daha büyük koltuklar edindiler. Yargı içinde hep etkin bir güç vardı. Bu güçler yargı mensupları tarafından biliniyordu ancak yapabilecekleri pek bir şeyde yok gibiydi. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu idari bir kurum olmasına rağmen aldığı kararlar hakkında yargı yolunun kapalı oluşu karşısında hakim ve savcılar üzerinde korku duyulan bir güç olarak durdu.  Ülkenin yargısı bu kurul tarafından şekillendirildi.Yargının bağımsızlığına  iç mekanizmalarlar en büyük tehditken  yargı üzerinde  fazlaca etkisi olmayanlar yargı bağımsızlığına engel olarak gösterildi.

Yargı tartışılırken herkes yargının bağımsızlığını savundu ancak lehine olan kararlarda yargıya müdahale edilmemesi istenirken, aleyhe çıkan kararlarda yargının etki altına alındığı,  yönlendirildiği, baskı altına alındığı nidaları atıldı. Bu yaman çelişki hep yaşandı ve yaşanmaya da devam etmektedir. Bu hengamelerde yargının tarafsızlığı hiç tartışılmadı. Çünkü kimsenin böyle bir isteği olmadı. Herkes yargının kendisi tarafında olmasını seslendirmese de isteği her hallerinden belli oluyordu.

Kendileri ve yaptıkları iş üzerinde bu kadar gündem oluşturulan hakimler ve savcıların durumları, ruh halleri nasıldı acaba? Sanırım bu hiçbir tarafın umurunda da değildi. Hakim ve savcıların çoğunluğu kendine   verilen görevi en iyi şekilde yapma gayreti içinde büyük iş yükü içinde didişti durdu. Sürekli bir insanın tahammül sınırlarını fazlasıyla zorlayan işleri geceli gündüzlü çalışarak yapan hakim ve savcılar bu kadar çalıştıklarını kimseye anlatamamanın, eserlerini somut olarak gösterememenin sıkıntısını da hep yaşadı. Keşke sadece sorunları iş yükü olsaydı. Değişen etkin güce göre tayin, terfi endişeleri hiç bitmedi. Bu nedenle huzurlu bir çalışma ortamları hiç olmadı korkarım hiç olmayacakta. Bu da yetmedi etkin gücün kendi adamlarının önlerinde durduğunu düşündükleri hakim ve savcılar planlı bir şekilde sindirildi. En dramatiği de  olmadık isnatlar ile yerlerinden edildi. Sırf bu nedenle onlarca yüzlerce aile dramları yaşandı. Yüzlerce hayat yaşanılan haksızlığın verdiği stresle kaybolup gitti.

Yasama, yürütme erkinin yanında yargı üçüncü bir güç olarak gösterildi. Gerçektende yargı bir güçmüdür?

Hüseyin Tuztaş

Yazının devamını okumak için tıklayınız

on 31 Ocak 2014
Gösterim: 3335

Yorumlar  

#1 halil şakir taşcıoğlu 01-02-2014 10:52
konuyu bizzat yaşayan ve bilen işte böyle en doğruyu en güzel bir biçimde sarahate kavuşturabilirdi...tamamına katıldığım ve takdirlerimle okuduğum nefis bir makale okudum...öncelikle paylaşıma teşekkürlerimi sonra da mümtaz kaleminize ve şahsınıza saygılarımı sunuyorum...HŞT
#2 htuztas 01-02-2014 12:15
Halil Şakir bey yorumlarınız için öncelikle teşekkürler..

Sevgi Pınarı sitesinde kurulduğundan bu yana objektifliği ön planda tutmaya çalıştık.. Allah ömür verdiği sürecede bunun mücadelesini vereceğiz..
#3 M.Zeki Bayraktar 07-02-2014 15:33
Sayın Tuztaş;
Benim de içerisinde bulunduğum, sessiz çounluğun hislerine tercüman olmuşsunuz. Bahsettiğiniz gibi siyasiler ve bir şekilde yargıyla ilgisi bulunanlar tarafından hiçbir zaman "yargının öncelikle tarafsız olması" işlenmedi. Sadece bağımsızlıktan bahsedildi. Her dönemde bizim gibi yargı mensupları değişik yönlerden rahatsız edildi ve sıkıntıya düşürüldü. Herkes bir tarafımızdan tutup çekiştirdi. Son olarak, tüm zorluklara rağmen korumaya çalıştığımız itibarımız yerle bir edildi. Yazdıklarınızın altına gözüm kapalı imza atarım. Saygılarımla ....
#4 htuztas 07-02-2014 20:34
Değerli yorumlarınız için teşekkürler.. Yazı dizimiz devam edecek Allah kısmet ederse... Yıllardır yargı üzerinde oynanan oyunları anlatmaya çalışacağız....

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.

Yukarı Kaydır