Sosyal Medya

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı aldığı bir kararla Twitter’ın Türkiye den erişimini engelledi. TİB nın bu kararı   Türk Mahkemeleri tarafından kişilik haklarına saldırı yapıldığı gerekçesi ile Twitter de ki  bazı hesapların  kapatılmasına ilişkin kararların Twitter tarafından uyulmamış olması gerekçe gösterildi. Bir müddet erişimi engellenen Twitter daha sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması neticesi,  Twitter'a erişim engelinin kaldırılması gerektiğine hükmetti. Twitter'ın engellenmesiyle ilgili bireysel başvuruları görüşen Yüksek Mahkeme, "Erişimin engellenmesinin ifade özgürlüğünün ihlali" anlamına geldiğine oybirliğiyle karar verdi.

Gerekçeli kararda "Twitter.com sitesine erişimin tamamen engellenmesini öngören işlemin kanuni dayanağının bulunmadığı ve bu sosyal paylaşım sitesine erişimin kanuni dayanağı olmaksızın ve sınırları belirsiz bir yasaklama kararı ile engellenmesinin demokratik toplumların en temel değerlerinden biri olan ifade özgürlüğüne ağır bir müdahale olduğu açıktır. TİB'ın erişim engeline dayanak gösterdiği kararların, sadece belli URL adreslerinin engellenmesine yönelik olduğu, derece mahkemelerince doğrudan twitter.com internet adresini engellemeye yönelik olmadığı anlaşılmıştır. Buna göre TİB ancak bu doğrultuda engelleme yapabilir. İfade özgürlüğü sadece 'düşünce ve kanaate sahip olma' özgürlüğünün değil aynı zamanda sahip olunan 'düşünce ve kanaati açıklama ve yayma' buna bağlı olarak 'haber veya görüş alma ve verme' özelliklerini de kapsamaktadır.İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olup bu özgürlük olmaksızın 'demokratik toplumdan' bahsedilemez." İfadeleri yer aldı.

Hemen hemen her konuda olduğu gibi toplum olarak iki takıma ayrılıp “Kayıtsız şartsız Twitter Kapatılmamalıdır.” Diyenler ile “Türk Mahkemelerinin Kararlarını Yerine Getirmeyen Twitter Kapatılsın” diyenler savundukları fikirlerin ne anlama geldiğini beklide fazlaca düşünmeden sırf karşı olmak düşüncesi ile ateşli bir şekilde tartışıldı. Çok az kişi tartışmanın temeline inerek analizlerini paylaşmış ise de bu kargaşada onlara kimse kulak vermedi. Ortam öyle ayrıştırıldı ki adeta Twitter üzerinden yandaş ve yoldaş tanımlanması yapıldı. İşin ilginç yanı Bu tartışmaya Twitter hesabı olmayan, Twitter’ın ne anlama geldiğini bilmeyen ömrü hayatında bir paylaşımda bulunmayan  binlerce insan da bu tartışmada yerlerini aldılar.

Sosyal medya olarak da adlandırılan Twitter, Facebook gibi siteler kişilerin kendi adlarına hesap açarak mesajlarını, videolarını, fotoğraflarını paylaşma imkanı verdi. Ayrıca site içinde hesabı olanlar kendi aralarında arkadaş grupları oluşturarak birbirlerini takip edebilme imkanı elde etti. Bununla da yetinilmedi. Üyeler  hesap açarken yaşadığı yer, bitirdiği okul ve çalıştığı yerler itibarı ile benzeşenleri, arkadaşlarının arkadaşlarını önererek arkadaş çevresinin genişlemesi de sağlandı. Duyarlı arkadaş bulma seçeneği ile de uzun süredir görüşmediğiniz kişilerle sosyal medya aracılığı ile görüşme ve iletişim kurma keyfini yaşattı. Bütün bu özelliklerine baktığımızda yararlı olmadığını söylemek mümkün değildir.

Bu  alanlar yukarıda ki işlevlerinin yanında başka amaçların aracı olarak da kullanıldığını gördük. “Arap baharı” olarak adlandırılan  hareketlerde. Mısır da iktidarların değiştirilmesinde, ülkemizde gezi olaylarında sosyal medya önemli bir rol oynadı. Bu olaylardan sonra sosyal medyanın bir başka gücü de keşfedilmiş oldu.

Ancak şu bir gerçektir ki her şeyde olduğu gibi sosyal medyayı da doğru kullandığımız söylenemez. Akıllı telefonlar sayesinde her ortamda internete girilebilme imkanı sağlanması ile birlikte özellikle gençler yönünden neredeyse her anı telefona bağlı bir topluluk oluşmaya başladı. Kaldırım da yürürken, otururken, yatarken hatta karşıdan karşıya geçerken Twitter den, facebook tan mesaj atma telaşında olan insanları görmek mümkün. Asıl heyecan bu alanlarda bir paylaşımda bulunduktan sonra başlamaktadır. Kaç kişi beğenecek? Kimler beğenecek? Acaba yorumlar özellikle egomuzu tatmin eden yorumlar yapılacak mı? Bütün bu soruların kafamızda oluşturduğu sonuç sanal sosyal alanda var olma mücadelesi. 

Bu alanlar gerçek ismini kullanmayan belki de gerçek hayatta bir iki cümle kuramayacak insanlar sözüm ona çok özel mesajlar paylaşmaya gaipten haber vermeye başladı.Bu kişilerin attığı tweetlerle bekledik acaba 25 martta ne olacak diye?  Bir kısım kişiler ise kullandıkları sahte isimleri ile gönlünce hakaret etme, iftira atma ve küfür etmenin tadını çıkartarak içindeki vahşi duygularını tatmin etti.

Geldiğimiz noktayı merak eden varsa bir hesap açıp özellikle Twitter’a   bakabilir. Bir mesajın altında o mesajı atanın yedi sülalesinin hatırını soran hakaret ve küfür  dolu mesajlar. Yaşasın 'düşünce ve kanaati açıklama ve yayma’ özgürlüğü..

Hüseyin Tuztaş

on 11 Nisan 2014
Gösterim: 2258

Yorumlar  

#1 ihtiyarseyyah 13-04-2014 10:34
Sözün özü efendim
Bazen şöyle düşünüyorum:
"Bu kadar özgürlük fazla".
.

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.

Yukarı Kaydır