30 Ağustos Zaferi ve Anlamı

30 Ağustos Zafer bayramını idrak ettiğimiz bu günlerde maalesef yine klişeleşmiş kutlama mesajları, hamasi nutuklar ile geçiştiriyoruz.Oysa böyle özel günleri tekrar tekrar hatırlamanın bir anlamı, geçmişten geleceğe taşınması, anlatılması gereken bir şeyler olmalıdır. O şeyde  ülkesini işgal etmekte olan düşmana karşı birlik ve dayanışma içinde büyük bir zafer kazanılmasıdır.

Zafer, hedeflenen amaca ulaşmadır. Burada amaç düşmanın yurt topraklarından atılması, bağımsız bir millet olarak kalabilmedir. 30 Ağustos Zafer Bayramını bize armağan eden atalarımız  hangi şartlar altında bu zafere ulaşmışlar, gelecek nesillere ülkenin bağımsızlığını taşımışlar? İşte bu sorulara kafa yormak , cevaplarını bulmak ve gelecek nesillere bu toprakları bağımsız  olarak teslim etmek gerekir. Ancak bu masa başında hamasi nutuklar atmak, etkili mesajlar vermekle gerçekleşecek bir durum değildir. Şu bir gerçektir ki bu topraklarda bağımsız bir Türk Devleti istemeyen ülkeler bizi bölmek zayıf düşürmek ve parçalamak için her türlü hileyi yapmaktadır. Aslına bakılırsa fazla bir seçenek de tanımamaktadırlar. Ya Mısır da ki gibi itaat edecek birileri gelecek yada  sürekli sorunlar ile uğraşacaksın. Irak, Suriye, Afganistan ve Pakistan’ın durumu ortada.  Türkiye ise sağ-sol kavgaları ardından terör örgütleri ile sürekli  önü kesilmekte, enerjisini sürekli kendi sorunlarına harcatılmaktadır. Bunu yaparken hasımlar hiç zorlanmamaktadır. Kendi milletine zarar vermek için adeta yarışan bir güruhun varlığı düşmanın işini kolaylaştırmaktadırlar. Hatta bu millete faydalı bir şeyler yapma eğiliminde olanlar dahi ahlaksızlık, satılmışlık ve ihanetle fütursuzca suçlanmaktadırlar. Bu millete hiçbir faydası olmayanlar, hiçbir proje bulunmayanlar, milleti için yararlı olacak bir iş için kafa yormayanlar hamasi söylemler ile insanları ikna edebilmekte arkasından sürükleyebilmektedir. Arkasından gidenler ise sorgulamadan bir taraftar iştiyakı ile hareket etmektedir.

Ülkemiz yine terörün meydan okuduğu, yedi düvelin ülkemiz üzerinde oyunlar kurduğu bir dönemdeyiz. İşte böyle bir durumda yeniden bir milli mücadeleye yeniden bir  zafere ihtiyaç bulunmaktadır. Oysa  “Zafer Ancak Buna İnanlarındır”  Bu şartlarda zafer kolay elde edilebilecek gibi değildir. Zaferin gerçekleşmesi için belli  şartların bir arada bulunması gerekir. Öncelikle bir doktrin olmalıdır. Yani hedeflenen zafer konusunda donanımlı bir fikir ve inanç olmalıdır. İkincisi doğru bir metot olmadır. Metot, doktrini zafere taşıyacak yolu ifade eder. Çokça kullanılan bir ifade ile yol haritası olmalıdır. Bu yol içinde zaferi sağlamaya uygun tüm argümanları barındırmalıdır. Üçüncüsü  inanmış bir kadro olmalıdır. Doktrini özümsemiş ve inanmış, metodu uygulamaya yatkın  zafere inanmış ve zafer  için kendini geliştirmiş ve adamış insanlar topluluğu olmalıdır. Dördüncü olarak;  Bu kadroyu sevk ve idare edecek bir lider olmadır. İşte zaferin gerçekleşmesi için asgari bu şartların oluşması  gerekir. Bu şartlardan birini diğerinden üstün tutmak mümkün değildir. Ancak zaman zaman çok yetenekli bir lider zaferi sağlamakta öne çıkabileceği gibi doğru bir metodu uygulayan birbiri ile kenetlenmiş bir kadroda zaferi sağlamada öne çıkabilir. Zaferin harcı ve tutkalı doktrindir. Doktrin olmadan kadrodan da liderden de metot dan da  bahsetmek mümkün değildir. Lideri çıkartan ve kadroyu oluşturan doktrindir. Doktrin ne kadar güçlü ,  sağlam ve inandırıcı ise onun etrafında ki kadro da o derece güçlü ve inançlı olacaktır. Ancak bütün bunların yanında doğru bir metot uygulanmadığında yetenekli ve inanmış kadro, güçlü ve karizmatik lider de zafere ulaşamayacaktır.  Bu düşünceler içinde  baktığımızda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde arkasında vatanı için ölümü bir ödül gören milletinden oluşan inanmış bir kadro, ülkesinin bağımsızlığı ve bu bağımsızlığa göz dikenleri yurttan atılması doktrinine inanmışlık ve düşman karşısında birlik içinde yürütülen doğru bir metot  30 Ağustos Zaferini getirmiştir. Atalarımızın  kazandığı zaferler bu günün Türkiye’si için bir örnek teşkil etmelidir.

Akla mantığa sığmayan gerekçelerle bir araya gelmeyen ve küçük hesap peşinde olan  siyasilerin, kendi kapısının önünde terör estirilirken sessiz kalan insanların, aklını ve mantığını başkalarının kullanımına vermiş insanların bulunduğu yerde nasıl bir inanmış kadrodan bahsedebiliriz. Her kafadan bir ses gelen,  kendisini bir düşünceye angaje etmiş bir takım tutma zihniyeti ile sarf edilen sözlerden nasıl bir zafer bilinci ortaya çıkabilir ki?  Doktrine inanmış, doğru bir metot ortaya koymuş ve kadroları sevk ve idare edecek güçlü, iradeli ve yetenekli liderden hiç bahsetmiyorum. Ancak gelecekten ümitsiz değilim. Bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldıracak yine insanlarımızdır. İnanıyorum ki tarihinde olduğu gibi yeniden  silkinerek,  teröre, ihanete ve aymazlığa karşı durarak  tarihinden aldığı güç ile   bütün zorlukları yenerek yeni zaferler yaşatacaklardır. Bu düşünceler ile milletimizin zafer bayramını tebrik ediyor bu ülke için canlarını veren şehitlerimize Allah dan rahmet diliyorum. 30.08.2015

Hüseyin Tuztaş

 

on 30 Ağustos 2015
Gösterim: 1570

Yorumlar  

#1 htuztas 29-08-2016 23:33
Bu makaleyi bir yıl önce yazmıştım. 15 Temmuz 2016 da bu aziz millet beni yanıltmadı topyekun yeniden bir milli mücadele vererek işgale dur dedi.. 240 şehidimize Allah'dan rahmet gazilerimize acil şifalar diliyor, bu milletten olduğum için gurur duyuyorum..

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.

Yukarı Kaydır