Miraç

Miraç

           

Miraç (Arapça: معراج Mi'rāj), yükseğe çıkma anlamındaki söz. Arapça uruc sözcüğünden türetilmiş olup merdiven anlamına gelmektedir. İslam inancında,  Hz. Muhammed’in (s.a.s.) göğe yükselişini ifade etmek üzere kullanılan bir terim hâline gelmiştir.

 

"Yolculuk yapmak" anlamındaki fiilin türevi olan ve "gece yolculuğu" anlamında kullanılan İsra, dini terminolojide Sevgili  Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) geceleyin Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Burak adı verilen at üzerinde Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesini, miraç ise göğe yükselmesini ifade eder. Hadis lere göre bu yükselmede gök katlarını Cebrail’le birlikte aşarken sırayla Âdem, Yusuf, Yahya ve İsa, İdris, Harun, Musa ve İbrahim peygamberleri görmüş, yedinci kat gökten sonra Sidret ül Münteha’ya çıkmıştır. Cebrail’in Sidretü’l-Münteha’dan ileriyle geçememesi üzerine yolculuğunu tek olarak sürdürmüş, zaman, mekân ve cihetin olmadığı ifade edilen katta Allah ile aracısız görüşmüştür.

Peygamberimizin hayatı içinde önemli bir yeri olan Mirac, Allah’ın sevgili Rasûlünden başka hiç kimseye sunmadığı ilahî bir ihsandır.Yüce Peygamberimiz için pek büyük şan ve şereflerle dolu olan Mirac mûcizesi, müslümanlar için de ilahî rahmetler ve lütuflarla doludur.

 (Necm Suresi: 13-18): "Andolsun ki, o, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır. O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

Sidretül münteha Arapçada bir izafet terkibi olup “sidrenin sonu” anlamına gelir. Müntehâ; son, nihayet, bitiş, Sidre ise ağaç anlamındadır. Mütercim Âsım efendi meşhur Kamus'unda "sidre" kelimesini şöyle açıklamaktadır: "Sidre, Arabistan kirazı denilen bir ağaca verilen isimdir. Trabzon hurması bu ağacın cinsindendir, gölgesi gayet koyu ve latıfdir".

Miraçta Sevgili  Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) eriştiği son durak Sidretül Münteha (Sidre-i Münteha, Necm Suresi, 53/14, 16) olarak geçer. Bundan sonraki âleme geçebilmek yeryüzündeki varlıklar için mümkün değildir.  Arapçada Arş koltuk, kürsi sandalye, levh-i mahfuz ise korunmuş levha anlamlarına gelir. Dini terminolojide Levhi-mahfuz üzerine kaza ve Kaderin (yani her şeyin) yazıldığı mahiyeti bilinmeyen korunmuş bir araçtır.   Bu  nesnelerin Tasavvuf ehline göre bir vücudu, şekil ve renkleri yoktur.

İslam tarihçileri Miracı Hicret'ten bir yıl ya da 16 ay önce (milâdî 621 yılı başlarında) recep  ayının 27. Gecesine tarihlendirirler.Rivayete göre Sevgili  Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) gece vakti Kâbe’den alınıp Burak adı verilen katır üstünde Mescid-i Aksa'ya götürülmüş, Burak'ı Beytül Makdis'in (Süleyman Mabedi) kalıntılarının güneybatı duvarına bağlamıştır. Sevgili  Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) sırasıyla eski Aksa denen bugünkü el-Aksa Camiinin altındaki yerden Mescid-i Aksa alanına girmiş, oradan Kubbet-üs-sahra'nın bulunduğu alana geçmiş ve orada İsa, Musa, Zekeriya peygamberlerle buluşmuştur. Günümüzde Nebi Minberi'nin bulunduğu alanda bütün peygamberlere namaz kıldırmış, oradan da Miraç Minberi'nin bulunduğu alandan göğe yükselmiştir.

 

Miracın dini önemi

İslam’ın ilk zamanlarında dinin oruç, zekât, şehitlik ve hac gibi belli kuralları, prensipleri tam olarak belirlenmemişti. Gece namazları rağbet görmekle birlikte, ibadet kuralları da açık ve seçik olarak belirlenmemişti. Rivayete göre İsra ve Miraç bu konudaki belirlenmeleri sağlamış olaylardır. Buna göre miraçta;

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) Miraç sırasında namaz vakitlerinin beş vakit olarak düzenlenmesi gerektiğini öğrenmiş ve Miraçtan sonra bu buyruğu Müslümanlara bildirmiştir. Hadis kaynaklarına göre Miraç'ta önce 50 vakit olarak bildirilen namaz, Musa peygamberin bunun insanlara ağır geleceği şeklinde ikazları üzerine İslam peygamberinin birkaç kere geri dönüp Allah'tan namazı hafifletme dileği üzerine beş vakte indirilmiştir.

 

Gece Nasıl İhya edilecek

Böyle müstesna bir gece vesilesiyle sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)’e vahyedilen, insanlığı mutluluğa götürecek prensipleri de hatırlamak lazımdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Mirac’ın ruhî hallerinden söz edilirken: “Allah kuluna vahyedeceğini etti”(2) buyurulmaktadır. Bu vahyedilen hakikatleri şöylece özetleyebiliriz: “Allah’a ortak koşulmayacak, yalnız O’na kulluk edilecek ve yalnız O’ndan yardım istenecektir. Anne ve babaya hürmet edilecek, onların duaları alınacaktır. Zinaya yaklaşılmayacaktır. Haksız olarak kimsenin canına kıyılmayacaktır. Yetimlere iyi muamele edilecektir. Ölçü ve tartıda doğruluk üzere olunacaktır. Bilmediğimiz bir şeyin ardından körü körüne gidilmeyecek, şuurlu hareket edilecektir. Yeryüzünde kibir ve gurur taslayarak yürünmeyecektir.”

Bu saydığımız prensipler hiç şüphe yok ki bir toplum için gerekli bütün ahlâk ve fazilet kurallarını ihtiva etmektedir.

İşte Mirac gecesi böyle mübarek bir gecedir. Bu geceyi ihya ederken, bu gecede vahyedilen üstün gerçeklere kulak vermeliyiz. Yalnız Yüce Mevla’ya kulluk etmeli, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalıyız.

Mirac gecesi, ulvî bir gecedir. Bu gece namaz kılmalı, Kur’an okumalı ve Allah’tan af ve bağış dilemeliyiz, çoluk çocuğumuza bu gecenin anlam ve önemini öğretmeliyiz. Çevremizdeki yoksullara ve kimsesiz çocuklara yardım ellerimizi uzatmalıyız. Annemizi, babamızı ve büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpmeli ve dualarını almalıyız. Ebediyete intikal etmiş olanlarımızı rahmetle anarak ruhlarını şad etmeliyiz. Dostlarımızla tebrikleşmeli, sevgi ve saygı duygularımızı perçinlemeliyiz.Kandilleri birer fırsat bilmeli, bu müstesna zaman dilimlerinde Allah’a daha da yakın olmaya çalışılmalıdır. Bilelim ki, Allah’a yakınlık, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasak ettiği şeylerden kaçınmakla mümkündür.

Bu vesile ile tüm İslam alemi ve site dostlarımızın kandillerin tebrik ediyorum.

on 12 Nisan 2017
Gösterim: 3359

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.

Yukarı Kaydır